T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/1710
Karar No: 2021/2191
Karar Tarihi: 13.12.2021
SIRA CETVELİNE İTİRAZ DAVASI – İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNİN BİRLEŞEN DAVADA ŞİKAYETÇİ SGK VEKİLİNİN İSTİNAF BAŞVURUSU HAKKINDAKİ USULDEN RET KARARI YERİNDE GÖRÜLMEDİĞİ – KARARIN BOZULMASI GEREKTİĞİ – KARARIN BOZULMASI
ÖZET: İstinaf başvurusunda bulunan birleşen davada şikayetçi SGK vekilinin başvurusu
doğrultusunda, istinaf incelemesinin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin birleşen davada şikayetçi SGK vekilinin istinaf başvurusu
hakkındaki usulden ret kararı yerinde görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. Açıklanan
nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin verdiği …/…/… tarih ve
2019/…Esas, 2020/…Karar sayılı usulden ret kararının bozulmasına, karar verilmiştir.
(6100 S. K. m. 312, 321) (2004 S. K. m. 363)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın
temyizen tetkiki asıl ve birleşen dosyada şikayetçi Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından istenmiş
ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği
konuşulup düşünüldü.
KARAR
Karar: Basit yargılama usulünde tarafların tüm delilleri toplanıp, incelendikten ve son sözleri dinlenip
duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HMK’nın 312/2. maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile
birlikte yazması ve hükme ilişkin tüm hususları gerekçesi ile birlikte tefhim etmesi asıldır. Ne var ki,
uygulamada aynı hükme dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu (çoğu kez anılan madde
hükmüne uygun olarak hazırlanmadan) tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra
yazılmaktadır.
YHGK’nın 03.12.2014 tarih ve 2013/221441 E., 2014/1000 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 321. maddesinin 2. fıkrasına göre; kararın
tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu
olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe
çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte
tefhim edilmediği hallerde gerekçeli kararın taraflara tebliği zorunludur (Anayasa Mahkemesi
Başkanlığı’nın (İkinci Bölüm) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı da aynı yöndedir).
Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla
birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden
itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün
HMK’nın 321/2. maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve
temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar. İİK’nın 363. maddesinde yer alan ve temyiz süresinin
başlangıcına esas alınan tefhim kavramının “hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte
açıklandığı hal” olarak anlaşılması zorunludur. Tarafların, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce,
temyiz süre tutum dilekçesi veya gerekçeli temyiz dilekçesi sunmak suretiyle kararı temyiz ettikleri
hallerde, kararın gerekçesini dikkate alarak yeni temyiz gerekçelerine dayanması mümkün olduğundan,
gerekçeli kararın taraflara tebliği gerekir. Aynı hususun istinaf başvuruları içinde geçerli olacağı
tartışmasızdır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince yargılama sonunda asıl ve birleşen davalarda şikayetin
kabulüne dair verilen karar, birleşen davada şikayetçi SGK vekilinin yüzüne karşı 09.07.2019 tarihinde
tefhim edilmiş ve gerekçeli karar daha sonra yazılmıştır. Tefhim edilen kısa kararda hükmün yasal
unsurları yer alsa da, gerekçe tefhim edilmemiştir. İİK’nın 363. maddesi uyarınca tefhimden itibaren
istinaf süresinin başlaması hükmün HMK’nın 321/2. maddesi uyarınca yazılıp, gerekçesi ile birlikte
tefhim edilmiş olmasına bağlı olduğundan birleşen davada şikayetçi bakımından istinaf süresinin
gerekçeli kararın tebliği ile başlayacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli kararın tebliğinden
itibaren 10 günlük süre içinde istinaf başvurusunda bulunan birleşen davada şikayetçi SGK vekilinin
başvurusu doğrultusunda, istinaf incelemesinin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, İstanbul Bölge
Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin birleşen davada şikayetçi SGK vekilinin istinaf başvurusu
hakkındaki usulden ret kararı yerinde görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin
verdiği 23.01.2020 tarih ve 2019/3783 Esas, 2020/214 Karar sayılı usulden ret kararının
BOZULMASINA, istinaf incelemesi yapılması için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.
Hukuk Dairesine gönderilmesine, 13.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
