Adres

Abdurrahmangazi Mah. Bennur Sok. No:3/1 Sancaktepe İstanbul

Telefon

+90 (216) 380 51 09
Çalışma Saatleri H.İçi 09.00-18.00

E-Posta

info@sancaktepeavukat.com.tr
info@selverakkoyunkorkmaz.av.tr

KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİLİ İSTEMİ - ÜSTÜN VE EKSİK YÖNLERİ VE ORANLARI AÇIKLANMAK SURETİYLE DEĞERİNİN BELİRLENEBİLMESİ İÇİN OLUŞTURULACAK YENİ BİLİRKİŞİ KURULU MARİFETİYLE MAHALLİNDE KEŞİF YAPILARAK RAPOR ALINMASI GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI

T.C.
YARGITAY

     

      1. Hukuk Dairesi
        Esas No: 2022/10740
        Karar No: 2022/19049
        Karar Tarihi: 22.12.2022  KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİLİ İSTEMİ – ÜSTÜN VE EKSİK YÖNLERİ VE ORANLARI AÇIKLANMAK SURETİYLE DEĞERİNİN BELİRLENEBİLMESİ İÇİN OLUŞTURULACAK YENİ BİLİRKİŞİ KURULU MARİFETİYLE MAHALLİNDE KEŞİF YAPILARAK RAPOR ALINMASI GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
        ÖZET: Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı
        yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal
        celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak
        taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye
        Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki
        konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava
        konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış
        akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı
        ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak ve karşılaştırma yapılmak suretiyle değerinin
        belirlenebilmesi için oluşturulacak yeni bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak
        rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bomayı gerektirmiş olup hükmün
        bozulmasına karar verilmiştir.
        (2942 S. K. m. 10, 11) (1086 S. K. m. 428)
        Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda; Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün
        ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş
        olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
        Dava, 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan
        kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine
        ilişkindir.
        Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, karar taraf
        vekillerince temyiz edilmiştir.
        Bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
        1-Kamulaştırma Kanunu’nun kıymet takdir esaslarını belirten 11. maddesinin birinci fıkrasının arsalara
        ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan
        emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
        Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin
        uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin
        neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.
        Bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazların, satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden, dava
        konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların 2011 yılında, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir
        Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye

        Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla;
        hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce
        değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri
        mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte, olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları
        ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak, alınacak cevaplara göre
        bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi;
        Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; emsal satış bedellerinin aritmetik ortalaması alınmak suretiyle
        değer biçilmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması mümkün değildir.
        Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan
        benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna
        gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış
        tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu
        Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve
        değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile
        emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu
        getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve
        eksik yönleri ve oranları açıklanmak ve karşılaştırma yapılmak suretiyle değerinin belirlenebilmesi için
        oluşturulacak yeni bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre
        hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
        2) Bozma öncesinde kararı davalıların temyiz etmediği anlaşıldığından, usuli kazanılmış hak ilkesine
        aykırı olarak ilk kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden fazla bedele hükmedilmesi,
        3) Dosyadaki bilgi ve belgelerden yargılama sırasında davalı Hafife Özmen’in 29.05.2020 tarihinde
        vefat ettiği ancak adı geçen davalının mirasçılarının usulüne uygun olarak tespit edilmediği
        anlaşılmakla mahkemece ilgililerinden adı geçen tapu maliki murislerinin veraset ilamları aldırılıp
        veraset ilamlarına göre mirasçıların davaya dahil edip taraf teşkili sağlanarak hüküm kurulması
        gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
        Doğru görülmemiştir.
        Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’un 428.
        maddesi gereğince BOZULMASINA, davalılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde
        iadesine, 22.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Paylaş

    Son Yazılar

    Bize Mesaj Gönderin

    Scroll to Top
    Whatsapp Destek
    Merhaba Nasıl yardımcı olabiliriz?
    Merhaba
    Nasıl yardımcı olabiliriz?