T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/7659
Karar No: 2023/40
Karar Tarihi: 10.01.2023
USULSÜZ TEBLİGAT ŞİKAYETİ – TAKİP ALACAKLISININ BORÇLU İMZASININ HUZURDA ATILMASININ SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜN OLMASI VE BU YÜKÜMLÜLÜĞE UYULMAMASI HALİNDE TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ GEREKECEĞİ – TARAFLARIN KEŞİDE VE LEHTAR OLDUĞU GÖZETİLDİĞİ – HÜKMÜN ONANMASI
ÖZET: Tebliğ mazbatası üzerinde bulunan dağıtıcıya ait şerh incelendiğinde, dağıtıcının Tebligat
Kanunu 17. madde de bulunan usul ve merasime uyulmadığının açık olduğu, bu yöndeki mahkemenin
hukuki tanı ve gerekçesinin de yerinde olduğu, davacının takipten bildirdiği tarih olan 08.05.2017
tarihinden önce haberdar olduğuna ilişkinde somut bir kanıta tesadüf edilmediği, ayrıca takip
alacaklısının borçlu imzasının huzurda atılmasının sağlama yükümlülüğün olması ve bu yükümlülüğe
uyulmaması halinde tazminat talebinin kabulü gerekeceğinden ve somut olayda da tarafların keşide ve
lehtar olduğu gözetildiğinde, bu yöndeki istinaf talebinin de kabule değer olmadığı gerekçesi ile hükme
yönelik davalı istinaflarının esastan reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların
karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk
kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda
belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri
sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(6100 S. K. m. 370, 371) (7201 S. K. m. 17, 32) (2004 S. K. m. 170) (Tebligat Kanununun
Uygulanmasına Dair Yönetmeliği m. 26)
Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti, imzaya ve borca itiraz davasından dolayı yapılan
yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin
düzeltilmesine ve imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulması ile borçlu aleyhine para cezası ve
tazminata karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer
usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil hakkında icra takibi başlatıldığını, tebligatın müvekkilinin
… yerinde çalışmayan bir tanıdığına tebliğ edildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, takipten 08.05.2017
tarihinde haberdar olduklarını, tebliğ tarihinin 08.05.2017 olarak düzeltilmesi ile senetteki imzanın
müvekkiline ait olmadığı ve borcu bulunmadığı iddiası ile takibin durdurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap bildirmemiş katıldığı celsede; Davanın reddine karar verilmesini talep
etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin tebliğine ilişkin
tebliğ mazbatasının incelenmesinde,\” aynı adreste birlikte çalışan daimi…’a tebliğ edilmiştir.\” şerhi ile
tebligat işleminin yapıldığı, muhatabın tebliğ anında adreste bulunup bulunmadığı tespit ve tevsik
edilmediği, muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tespit ve tevsik edilmeksizin tebligat doğrudan
çalışana yapılmakla 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi ile Tebligat Kanunu’nun
Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre usulsüz olduğu, bu haliyle davaya
konu ödeme emri tebligatı usulsüz olduğu gerekçesi ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca,
borçlu tarafından bildirilen tarihten önce öğrenildiği hususu alacaklı tarafından yazılı delille ispat
edilemediğinden tebliğ tarihinin davacı borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi olan 08.05.2017 tarihi
olarak düzeltilmesine karar verildiği, imzaya itiraz durumunda ispat yükünün senedi elinde bulunduran
alacaklı taraf ta olduğu, buna göre mahkemece alınan 10.06.2019 tarihli tekli bilirkişi raporu ile
02.11.2020 tarihli heyet raporlarında takibe dayanak senet altındaki imzanın davacı borçlunun eli
ürünü olmadığının saptandığı, 04.02.2020 tarihli ATK raporunda ise, takibe dayanak senet altındaki
imzanın kuvvetle muhtemel davacı borçlunun eli ürünü olduğunun belirtildiği, bu haliyle ATK
raporunun \”kuvvetle muhtemel\” şeklinde ifadesinin ispat yükünün alacaklı tarafta olması nedeniyle
borçlu lehine yorumlanması gerektiği, mahkemece dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin
giderilmesi amacıyla alınan 02.11.2020 tarihli heyet raporu denetime, kanaat edinmeye elverişli ve
gerekçelendirilmiş bir rapor olması nedeniyle hükme esas alındığı ve davalı vekilinin talebi gereği
yeninde rapor alınmasına gerek görülmediği gerekçesi ile davacının imza itirazı kabul edilmiştir.
Davacı borçlunun takibe konu senette keşideci olduğu, davalı takip alacaklısının ise lehtar olduğu,
keşideci imzasının davacı borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, senedi takibe
koyan alacaklının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile aleyhine para cezası ve tazminat takdiri ile davacı
hakkındaki takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tebligatın usulüne uygun olduğunu, tebliği yapılan kişinin davacının
yakın akrabası olduğunu, birlikte çalıştıklarının tebliğ mazbatasına yazıldığını, ödeme emri tebliğinden
bir yıl sonra tebligattan haberdar olunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas
alınan bilirkişi raporununda hukuka aykırı olduğunu, adli tıptan alınan rapora itibar edilmediğini,
öncelikle mahkemenin kararına dayanak yaptığı raporu düzenleyen yeni heyetin adli tıp kurumu
üzerinde bir heyet olmadığını, borçlunun müvekkiline verilen 4 adet çeki süresinde ödemediği için
daha sonra takip konusu bonoyu tanıklar huzurunda müvekkiline verdiğini, bilirkişi raporuna
itirazlarında emsal imzalar toplanarak tekrar Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istediklerini,
taleplerinin kabul edilmediğini, ayrıca tazminata hükmedilmesininde hukuka aykırı olduğunu
belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan ilk raporun
incelenmesinde, imzanın aidiyeti hususunda bir tespitte bulunduğunun görüldüğü, İkinci rapor ise (adli
tıp kurumu raporu) ”kuvvetle muhtemel” diyerek aidiyet hususunda kesin bir tespit yapmadığı,
dolayısıyla her iki raporun tam olarak çeliştiğinden de söz edilemeyeceğinin açık olduğu, mahkemenin
aldığı üçüncü raporun ilk raporu pekiştirdiği, üçüncü raporun imza hususundaki kuşkuyu giderdiği ve
uyuşmazlığı çözdüğü, mahkemenin üçüncü rapora dayalı hükmünün yerinde olduğu
Öte yandan tebliğ mazbatası üzerinde bulunan dağıtıcıya ait şerh incelendiğinde, dağıtıcının Tebligat
Kanunu 17. madde de bulunan usul ve merasime uyulmadığının açık olduğu, bu yöndeki mahkemenin
hukuki tanı ve gerekçesinin de yerinde olduğu, davacının takipten bildirdiği tarih olan 08.05.2017
tarihinden önce haberdar olduğuna ilişkinde somut bir kanıta tesadüf edilmediği, ayrıca takip
alacaklısının borçlu imzasının huzurda atılmasının sağlama yükümlülüğün olması ve bu yükümlülüğe
uyulmaması halinde tazminat talebinin kabulü gerekeceğinden ve somut olayda da tarafların keşide ve
lehtar olduğu gözetildiğinde, bu yöndeki istinaf talebinin de kabule değer olmadığı gerekçesi ile hükme
yönelik davalı istinaflarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından
temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle
Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi gereği usulsüz tebligat şikayeti ile 2004
sayılı İİK’ nın 170. maddesi gereği imzaya itiraza ilişkindir. - İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin - maddesi,2004 sayılı İİK’ nın 170 ve devamı maddesi
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci
maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere,
uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava
şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun
olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek
nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın
temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
