Evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona erdirilmesi için açılan davalara boşanma davası denir. Boşanma davalarının nasıl açılacağı boşanma türüne göre değişmektedir. Bu da kişilerin anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma durumuna göre belirlenmektedir. Her iki boşanma davası da aile mahkemelerinde görülmektedir.
Boşanma davaları
– Velayet davaları
– Tazminat ve nafaka davaları
– Babalık davası
– Çocuk mallarının yönetimi
– Aile içi şiddet davaları
– Kişilik haklarına saldırı davaları
– Aile konutu ve uygulamaları
– Ailenin korunmasına dair 4320 sayılı kanundan doğan davalar
– Mal ortaklığı, ayrılığı, mal rejimleri
– Mal rejiminde eşlerin yasal alım hakları
– Mirasın reddi davaları
– Mirasçı belgesinin alınması
– Mirasçılık belgesinin iptali davaları
– Nişan bozulmasından doğan davalar
– Evlat edinme izin davası
– Evlenme izni, kadın için bekleme süresinin kaldırılması
– Nesebin reddi, nesebin tashihi ve babalık davaları
– Yaş düzeltilmesi ve kazai rüşt davları
– Tenfis davaları
– Terekede ihtiyadi tedbirler
– Terkis ve mirasta iade davaları
– Vesayet ve kayyım davaları
– Vasiyetnamenin iptali davaları
– Danışmanlık Hizmetleri
– Velayetin denetlenmesi
– Vesayetin denetlenmesi
– Nafaka takibi
– Uzaklaştırma kararı takibi
– Aile hukukuna dair korunma önlemlerinin alınması
– Konut ve mallar üzerindeki hakların denetlenmesi
– Mirasçılık haklarının korunması ve denetlenmesi
– Eşler arası yasal sorunların denetimi ve giderilmesi
– Eşler arası mal rejiminin denetimi ve gerekli önlemlerin alınması
T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/8421
Karar No: 2021/9177
Karar Tarihi: 06.12.2021
BOŞANMA DAVASI – EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI – EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASINDA TARAFLARIN EŞİT KUSURLU OLDUĞU – DAVALI-DAVACI KADININ AĞIR KUSURLU OLDUĞUNUN KABULÜNÜN DOĞRU OLMADIĞI – HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: İlk derece mahkemesince sadakatsizlik vakıası kadına kusur olarak yüklenilmişse de dinlenilen
tanık beyanları ile kadının davranışının güven sarsıcı boyutta kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece
belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin sarsılmasında
tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme
sonucu davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
(6100 S. K. m. 341, 362) (4721 S. K. m. 174)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi
hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından
kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri ile erkek yararına hükmedilen tazminatlar ve
ziynet alacağının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca “Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını
(bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 Sayılı
Kanun’un 44, maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen ek madde I
uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298.
maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür.
Karar tarihi itibariyle bu miktar “78.630,00 TL” olarak belirlenmiştir.
Kadın tarafından talep edilen ziynet alacağı miktarı talebi 42.834,00 TL olup, karar tarihi itibariyle
temyiz edilebilirlik sınırının altında kaldığından bölge adliye mahkemesi kararı 6100 Sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu’nun madde 362/1-a bendine göre kesin niteliktedir. Açıklanan sebeple davalıdavacı kadının bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma
davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda
kadının ağır kusurlu olduğuna, erkek lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Bu karara
karşı davalı- davacı kadın istinaf başvurusunda bulundu, bölge adliye mahkemesince istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verildi.
İlk derece mahkemesince sadakatsizlik vakıası kadına kusur olarak yüklenilmişse de dinlenilen tanık
beyanları ile kadının davranışının güven sarsıcı boyutta kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece belirlenen
ve gerçekleşen diğer kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların
eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davalıdavacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
b)-Yukarıda 2-a bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. - Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata karar verilemez.
- Erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde koşulları oluşmamıştır. O halde, davacıdavalı erkeğin maddî-manevî tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur
- belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde erkek lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmesi
- doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
- Sonuç: Yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple davalı-davacı kadının nafaka yönünden temyiz
- dilekçesinin reddine, (2/a) ve (2/b) bentlerde gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının
- KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında
- kalan temyize konu diğer itirazlarının reddi ile hükmün yukarıda (2/a) bentte gösterilen sebeple
- ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece
- mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine
- oybirliğiyle karar verildi. 06.12.2021
