T.C.
YARGITAY
- Ceza Dairesi
Esas No: 2024/1743
Karar No: 2024/3792
Karar Tarihi: 10-07-2024
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU – SANIĞIN AŞAMALARDAKİ ÇELİŞKİLİ SAVUNMALARININ SUÇTAN VE CEZADAN
KURTULMAYA YÖNELİK OLDUĞU – MAHKUMİYET KARARI VERİLMESİNİN İSABETLİ OLUŞU – HÜKMÜN ONANDIĞI
ÖZET: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, bozma
ilamlarında da belirtildiği üzere sanığın üzerine atılı suçun sübutu ile ilgili tek delilin sanığın 3.52
promil alkollü olduğuna dair raporu olmadığı, sanığın hazırlık aşamasında alınan beyanlarında açıkça
arkadaşının ısmarladığı alkolü aldığı, alkollü iken araç kullandığını ikrar ettiği, dosya içerisinde
bulunan zabıtaca tutulan tutanağa göre aşırı alkollü olması nedeniyle sanığın hastaneye götürüldüğü,
bir gece müşahade altında kaldığı ve ifadesinin alınamadığının belirtildiği, duruşmada dinlenen tanık
doktor …’in beyanında sanık ile ilgili üfleme cihazı ile test yapıldığının belirtildiği, sanığın alınan
beyanında önceki beyanlarından farklı olarak olay günü alkol almadığını, aracını tamir için sanayiye
götürdüğünü, oradaki tinerden etkilendiğini, tiner dolayısıyla alkollü çıktığını ayrıca kazanının da
alkolün etkisi ile değil, aracın tekerinin patlaması neticesi meydana geldiğini bildirmesi karşısında,
tinerden etkilenen bir şahsın kanındaki alkol değerinin 3.52 olarak çıkmasının bilimsel olarak mümkün
olmaması, dinlenen tutanak tanıklarını beyanları ile sabit olduğu üzere olay günü almış olduğu 3.52
promil alkolün etkisi ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu gerçekleştirdiği, sanığın
aşamalardaki çelişkili savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, bu sebeple itibar
edilemeyeceği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nın 179/3-2 maddeleri gereğince mahkumiyetine
karar verilmiştir.
(5271 S. K. m. 75, 223, 289, 302, 304) (5237 S. K. m. 53, 58, 179) (2918 S. K. m. 48)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi
tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı
CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit
edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5271 sayılı
CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince mahalli
Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin kabulü ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gereğinden
hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine ilk derece mahkemesi sanık hakkında trafik
güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine
karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin kabulü ile
sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gereğinden hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı
üzerine ilk derece mahkemesi sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5271 sayılı
CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince mahalli
Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu
sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 179/3-2, 53, 58.
maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına
karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın temyiz isteminin esastan reddi ile
hükmün onanmasına karar verilmesi görüşü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi
edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR - İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde
alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın kullanmış olduğu aracı ile
Kirazlık Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerinde trafik kazası yaptığı, hastaneye kaldırıldığı, burada
yapılan kan testinde 3.52 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, 2918 sayılı yasanın 48/4 maddesi
gereğince kaza sonrası hastaneye kaldırılan sanığın alkol ölçümünün kan testiyle yapılmış olması
durumunda CMK’nın 75. maddesinin uygulanması gerektiği (2918 sayılı yasanın 48/4 maddesi aynı
yasanın 48/3 maddesine atıf yapmaktadır), bu madde uyarınca şüpheli/sanıktan alınacak örneklerle
ilgili hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle Cumhuriyet savcısı kararı ve
hakim onayı gerektiği ancak mevcut dosyamızda hakim kararı veya herhangi bir Cumhuriyet savcısı
kararı olmadığı, aynı madde gereğince usulüne uygun elde edilmeyen delillerin hükme esas
alınamayacağı, bu durumda sanığın suçlamayı kabul etmiş olmasının da yeterli olmayacağı, ayrıca
dinlenen tanık beyanlarından da herhangi bir delil elde edilemediği, her ne kadar bozma ilamında
\”tutanağa göre sanığın aşırı alkollü olduğu, duruşmada dinlenen tanık doktorun beyanında testin
üfleme cihazıyla yapıldığı\” denilmişse de olaya müdahale eden görevlilerin dinlendiği, hiç birinin
sanığın alkollü olduğuna dair bir bilgisinin olmadığı, yine tanık doktorun beyanı üzerine hastaneye
müzekkere yazıldığı, gelen cevapta sanığın alkollü olduğunun kan numuneleri alınarak belirlendiğinin
anlaşıldığı, sanığın sırf kazaya sebebiyet vermesinin atılı suçu işlediği anlamına gelmeyeceği
kanaatiyle, sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan beraatine karar verilmiştir. - Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, bozma ilamlarında da
belirtildiği üzere sanığın üzerine atılı suçun sübutu ile ilgili tek delilin sanığın 3.52 promil alkollü
olduğuna dair raporu olmadığı, sanığın hazırlık aşamasında alınan beyanlarında açıkça arkadaşının
ısmarladığı alkolü aldığı, alkollü iken araç kullandığını ikrar ettiği, dosya içerisinde bulunan zabıtaca
tutulan tutanağa göre aşırı alkollü olması nedeniyle sanığın hastaneye götürüldüğü, bir gece müşahade
altında kaldığı ve ifadesinin alınamadığının belirtildiği, duruşmada dinlenen tanık doktor …’in
beyanında sanık ile ilgili üfleme cihazı ile test yapıldığının belirtildiği, sanığın alınan beyanında önceki
beyanlarından farklı olarak olay günü alkol almadığını, aracını tamir için sanayiye götürdüğünü,
oradaki tinerden etkilendiğini, tiner dolayısıyla alkollü çıktığını ayrıca kazanının da alkolün etkisi ile
değil, aracın tekerinin patlaması neticesi meydana geldiğini bildirmesi karşısında, tinerden etkilenen
bir şahsın kanındaki alkol değerinin 3.52 olarak çıkmasının bilimsel olarak mümkün olmaması,
dinlenen tutanak tanıklarını beyanları ile sabit olduğu üzere olay günü almış olduğu 3.52 promil
alkolün etkisi ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu gerçekleştirdiği, sanığın aşamalardaki
çelişkili savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, bu sebeple itibar edilemeyeceği
anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nın 179/3-2 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia
ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık
tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu
olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği
anlaşılmakla, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında sanık tarafından öne
sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz
incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereği,
Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE
HÜKMÜN ONANMASINA,
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /3
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesine,
Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek
üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.07.2024 tarihinde karar verildi.
