Alacaklı bir yıl içerisinde itirazın iptali davası açmazsa yapmış olduğu ilamsız takip düşer. Ancak bu durum, alacaklının bir daha alacağına kavuşamayacağını göstermez. Zira alacaklı, daha sonrasında alacağı için genel hükümlere göre bir alacak davası açabilir ancak bu itirazın iptali davası olmadığı için itirazın iptali davasının sonuçları doğmayacaktır. Örneğin icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün olmayacaktır.
İtirazın iptali davasında her zaman davacı alacaklı, davalı ise borçludur. Davacı bu davada, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesini isteyecektir.
İtirazın iptali davası, icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan uyuşmazlık konusu borcun yargılama sırasında ödendiği ve icra dosyasının ödeme ile kapatıldığı anlaşılırsa dava konusuz kalacaktır.
İTİRAZIN İPTALİ DAVASININ ŞARTLARI
İtiraz iptali davası için bazı koşulların oluşması gerekir. Buna göre;
-
- Geçerli icra takibinin bulunuyor olması
-
- Borçlunun geçerli bir itirazda bulunması
-
- Davanın, belirlenen süreler içinde açılmış olması
-
- Hukuki yarar sağlanıyor olması
-
- Kesin hüküm ve derdestlik bulunmamalıdır.
Bunun yanında takibin geçersiz kılınacağı diğer sebeplere ilişkin bir şikâyet oluşursa; icra mahkemesi, işlemi kanuna ve olaya göre aykırılık da tespit ederse, işlemi iptal eder.
İtirazın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafına yazılan bir dilekçe ile dava açılır. Davaya konu olan sebep belirtilmeli ve icra hukukundaki dosya delil olarak gösterilmelidir. İtirazın haksızlığının tespiti ile iptaline karar verilmesi talep edilir.
İtirazın İptali Davasının Açılma Süresi
İtirazın tebliğ edildiği tarih itibari ile bir yıl içerisinde mahkemeye başvurularak itirazın iptali davası için dilekçe yazılır. İtiraz alacaklıya talep edilmediği sürece bu bir yıllık süreç başlamaz. Tebliğ tarihi itibariyle bir yıl geçerlidir. Bu bir yılı kaçıran alacaklı ise iptal davasını açamaz ayrıca icra sürecini da artık takip edemez. Elinde kalan son şans ise alacağını genel hükümler çerçevesinde dava etmektir. Eğer elinde belgeleri varsa bunları ispat niteliğinde kullanabilir.
İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk
İtirazın iptali davaları zorunlu arabuluculuğa tabi olmak durumundadır. Davadan önce arabulucuya başvuru yapılması zorunlu bir şarttır. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekir. Eğer arabulucuya başvurulmazsa, dava dosyasında arabulucu evrakları bulunmazsa ve herhangi bir alacak tespit edilmezse de davanın kötü niyetli olarak açıldığına karar verilip tazminat ödenmesine hükmedilir.
İtirazın İptali Davasında Vekâlet Ücreti
İcra takibine konu olan tutarın %10’u oranında vekâlet ücreti alınmaktadır. İtirazın iptali davası nisbi vekâlet ücreti içerir. İtirazın kaldırılması ise maktu olarak hesaplanır. Dava bittiği halde karşı taraf avukata borcunu ödememişse, avukat %10’unu icra takibi yaparak karşı taraftan tahsil edebilir.
İtirazın İptali Davasında İspat Yükü
İspat yükü tamamen alacaklıdadır. Çünkü borçlunun olmayan borcu ispat etmesi, yani yok olan bir şeyi göstermesi mümkün değildir. Bu yüzden ispat yükü tamamıyla alacaklıya aittir. Böylece alacaklı borcun varlığını bir şekilde kanıtlamak zorundadır.
| T.C. YARGITAY 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/8307 Karar No: 2023/168 Karar Tarihi: 21-02-2023 İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – SENETLE İSPATI GEREKEN HUSUSLARDA KARŞI TARAFIN AÇIK MUVAFAKATİ HÂLİNDE TANIK DİNLENEBİLECEĞİ – DAVALI TARAFIN SAVUNMASINI YAZILI DELİLLE İSPATLAYAMADIĞI – HÜKMÜN ONANMASI |
ÖZET: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 üncü maddesi; “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. “ şeklinde olup 6100 sayılı Kanun’un 201 inci maddesinde ise “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” düzenlemesi bulunmaktadır. Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiğinin, davalı tarafın savunmasını yazılı delille ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(6098 S. K. m. 39, 352) (6100 S. K. m 200, 201) (YHGK. 28.05.2008 T. 2008/6-369 E. 2008/394 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 15.01.2020 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi ile kiracı olan, davalının 14.02.2020 tarihli tahliye taahhüdü ile taşınmazı 15.01.2021 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, davalının 15.01.2021 tarihinde taşınmazı tahliye etmemesi üzerine aleyhine icra takibi başlattığını, davalının tahliye emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; tahliye taahhüdünü iki nüsha olarak kira sözleşmesi ile birlikte tarih koymadan imzaladığını, tarihin davacı tarafından daha sonra ve maddi gerçekliğe aykırı olarak taahhütnameye eklendiğini,
|
|
