T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/2011
Karar No: 2024/5329
Karar Tarihi: 04-07-2024
TEDBİREN VELÂYET VE BOŞANMA DAVASI – KADININ DAVA DİLEKÇESİNDE İLGİLİ VAKIAYA DAYANMADIĞI BELİRTİLEREK SÜBUT
BULMAYAN BİRLEŞEN BOŞANMA DAVASININ REDDİNE ZİYNET ALACAĞI DAVASININ AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLDİĞİ –
HÜKMÜN ONANMASI
ÖZET: İlk Derece Mahkemesinin kararı ile toplanan delillerden annenin çocuklara karşı ihmal ve
istismarda bulunduğu, velâyet görevini yerine getirmediği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, anne
hakkında verilen ve kesinleşmiş herhangi bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, alınan sosyal inceleme
raporlarına göre çocukların doğumlarından itibaren anne yanında yaşadıkları, mevcut yaşam
koşullarından memnun oldukları, yaşları itibariyle anne bakım, ilgi ve sevgisine muhtaç dönemde
oldukları, idrak çağında olan çocuğun bilirkişiler ve Mahkemede alınan beyanında anne yanında
yaşamak istediğini ifade ettiği, çocukların anne yanında kalmaya devam etmelerinin onların bedeni,
fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönündeki iddiaların ve hemen meydana gelecek bir tehlikenin
varlığının da ispat edilemediği anlaşılmakla velâyetinin anneye tevdiine, davacı-davalı babanın
tedbiren velâyeti talebinin reddine, çocuklarla baba arasında sağlıklı bir iletişim ve ilişki kurulmasının
ortak çocukların üstün yararı adına zorunlu olduğu gerekçesiyle baba ile ortak çocuklar arasında her
ayın birinci ve üçüncü Cumartesi -Pazar günleri, dini bayramların ikinci ve üçüncü günü, yarıyıl
tatilinin ilk haftası Pazartesi, takip eden Pazar günü, 1-30 Temmuz ve her yıl babalar gününde olmak
üzere yatılı kişisel ilişki tesisine, kadının daha önce açtığı boşanma davasından, 11.08.2016 tarihli
dilekçesi ile feragat ettiği, tarafların barıştığı, Ilıca’da yaşamaya başladıkları, erkek tanıklarının taraflar
arasında geçimsizliğe ilişkin bilgilerinin olmadığı, kadının tanıklarının ise bir kısım beyanlarının
tarafların en son barışmalarından önceki olaylara ilişkin olduğu, tanık …’ün ifadesinde erkeğin, kadının
ailesine küfür ettiğine yönelik beyandan sonra tarafların evliliklerini bir müddet daha sürdürdüklerinin
anlaşıldığı, tanıklar …’nin erkeğin evin geçimini sağlamadığı yönündeki beyanlarının da kadının dava
dilekçesinde bu vakıaya dayanmadığı belirtilerek sübut bulmayan birleşen boşanma davasının reddine,
ziynet alacağı davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların
karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk
kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda
belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri
sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(6100 S. K. m. 353, 369, 370, 371) (4721 S. K. m. 4, 166, 169, 182)
Taraflar arasındaki tedbiren velâyet ve boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk
Derece Mahkemesince asıl davada tedbiren velâyet isteminin reddine, birleşen boşanma davasının
reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların
esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı
ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne
karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı-davalı erkek (asıl) dava dilekçesinde özetle; kadının ailesinin etkisinde kalarak ailesi ile
birlikte kendisinden habersiz müşterek evdeki tüm eşyaları taşımak istediğini, bu olaydan sonra
kadının ailesi ile arasında husumet meydana geldiğini ve birden fazla soruşturma dosyası açıldığını,
ayrıca kadının ailesi hakkında işlettikleri otel nedeniyle fuhuş ve fuhuşa aracılık suçlarından
soruşturma dosyası bulunduğunu, kadının da ortak çocuklarla birlikte ailesine ait bu otelde
yaşadıklarını, kızları …’un astım hastalığı olduğu halde tedavilerinin herhangi bir okula kayıtlarının
yapılmadığını, çocukların sağlıksız, yasa dışı işler iştigal eden, toplum yaşamına aykırı bir ortamda
yaşadığını, çocukların geleceğinin tehlikede olduğunu belirterek, çocuklar … ve … ile arasında kişisel
ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı-davalı erkek 27.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; kadının sabahlara kadar alkol ve
uyuşturucu alarak değişik erkeklerle birlikte olduğunu, sabahlara kadar uyumayan yorgun ve bitkin
şekilde eve gelen kadının çocuk yetiştirmeye uygun olmadığını belirterek, dava dilekçesini ıslah
ettiğini ve ortak çocukların velâyetlerinin dava süresince tedbiren, dava sonunda kesin olarak tarafına
verilmesine, davalı ile çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenmemesine, aksi halde kamuya açık
alanlarda kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davacı-davalı erkek birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; kadının psikolojik rahatsızlığı
bulunduğunu ve asıl davadaki iddialarını tekrar ederek davanın reddine, aksi halde 100.000,00 TL
maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini,
erkeğin müvekkili ve ailesi hakkında onur kırıcı ve haysiyetsiz iftilarda bulunduğunu, evlilik birliğinin
üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini belirterek, tarafların evlilik birliğinin sarsılması
sebebiyle boşanmalarına, velâyetin müvekkiline tevdiine, aylık 500,00 TL tedbir/iştirak nafakasına,
aylık 1.000,00 TL tedbir/yoksulluk nafakasına, 80.000,00 TL maddî, 80.000,00 TL manevî tazminata,
ziynetlerin aynen iadesine mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve
dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillerden annenin
çocuklara karşı ihmal ve istismarda bulunduğu, velâyet görevini yerine getirmediği yönündeki
iddiaların ispatlanamadığı, anne hakkında verilen ve kesinleşmiş herhangi bir mahkumiyet hükmü
bulunmadığı, alınan sosyal inceleme raporlarına göre çocukların doğumlarından itibaren anne yanında
yaşadıkları, mevcut yaşam koşullarından memnun oldukları, yaşları itibariyle anne bakım, ilgi ve
sevgisine muhtaç dönemde oldukları, idrak çağında olan çocuğun bilirkişiler ve Mahkemede alınan
beyanında anne yanında yaşamak istediğini ifade ettiği, çocukların anne yanında kalmaya devam
etmelerinin onların bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönündeki iddiaların ve hemen
meydana gelecek bir tehlikenin varlığının da ispat edilemediği anlaşılmakla velâyetinin anneye
tevdiine, davacı-davalı babanın tedbiren velâyeti talebinin reddine, çocuklarla baba arasında sağlıklı bir
iletişim ve ilişki kurulmasının ortak çocukların üstün yararı adına zorunlu olduğu gerekçesiyle baba ile
ortak çocuklar arasında her ayın birinci ve üçüncü Cumartesi -Pazar günleri, dini bayramların ikinci ve
üçüncü günü, yarıyıl tatilinin ilk haftası Pazartesi, takip eden Pazar günü, 1-30 Temmuz ve her yıl
babalar gününde olmak üzere yatılı kişisel ilişki tesisine, kadının daha önce açtığı boşanma
davasından, 11.08.2016 tarihli dilekçesi ile feragat ettiği, tarafların barıştığı, Ilıca’da yaşamaya
başladıkları, erkek tanıklarının taraflar arasında geçimsizliğe ilişkin bilgilerinin olmadığı, kadının
tanıklarının ise bir kısım beyanlarının tarafların en son barışmalarından önceki olaylara ilişkin olduğu,
tanık …’ün ifadesinde erkeğin, kadının ailesine küfür ettiğine yönelik beyandan sonra tarafların
evliliklerini bir müddet daha sürdürdüklerinin anlaşıldığı, tanıklar Şehriye Ayşe’nin erkeğin evin
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /4
geçimini sağlamadığı yönündeki beyanlarının da kadının dava dilekçesinde bu vakıaya dayanmadığı
belirtilerek sübut bulmayan birleşen boşanma davasının reddine, ziynet alacağı davasının açılmamış
sayılmasına karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalı erkek, davalı-davacı kadın
vekili ve kayyım istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Kayyım Yasemin istinaf dilekçesinde özetle; velâyet yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının
kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı-davalı erkek (asıl) istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasındaki beyanlarını ve
delillerini tekrarla velâyet yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri
doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanma davasının reddinin hatalı olduğunu,
erkeğin cevap dilekçesindeki beyanlarının ve iftiralarının dahi boşanma sebebi oluşturduğunu ileri
sürerek boşanma davasının reddi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri
doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, kararın
dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık
görülmemesine göre, usul ve yasaya uygun olan hükme yönelik yerinde bulunmayan istinaf
başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek ve
davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı- davalı erkek (asıl) temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi karaırnın usul ve
kanuna aykırı olduğunu, kadının çocukları yurtdışına kaçırdığını, velâyet görevini suistimal ettiğini
belirterek velâyet yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrarla Bölge Adliye
Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek boşanma davasının reddi yönünden
kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe - Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşanma davasının reddi koşullarının oluşup oluşmadığı ve tedbiren velâyet noktasında
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /4
toplanmaktadır. - İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 182 inci
maddeleri, 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. - Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci
maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere,
uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava
şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun
olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek
nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
