Adres

Abdurrahmangazi Mah. Bennur Sok. No:3/1 Sancaktepe İstanbul

Telefon

+90 (216) 380 51 09
Çalışma Saatleri H.İçi 09.00-18.00

E-Posta

info@sancaktepeavukat.com.tr
info@selverakkoyunkorkmaz.av.tr

T.C.
YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi
    Esas No: 2022/4834
    Karar No: 2022/6043
    Karar Tarihi: 20.10.2022

    ECRİMİSİL İSTEMİ – TAŞINMAZIN SÖZ KONUSU ABONELİKLERE İLİŞKİN OLARAK BORCU YOKTUR YAZISI ALINMAK SURETİ İLE DAVALIYA TESLİM EDİLDİĞİ – DAVANIN İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN KANUN YARARINA BOZULMASI
    ÖZET: Her ne kadar davacı tarafından ecrimisil talebiyle dava açılmış ve mahkemece de talebin
    kısmen kabulüne karar verilmişse de davalı idarece 6306 sayılı Kanun kapsamında işlem yapıldığından
    haksız el atmanın varlığını kabul etmek mümkün değildir. Davacının talebi, 6306 sayılı Kanunun 5.
    maddesinde düzenlenen kira yardımının eksik yapılması sebebiyle doğan alacaktır. Davacı ile davalı
    arasında 04.04.2017 ve 21.02.2020 tarihlerinde “Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesi Riskli
    Alanı İçerisinde Yapılan Uygulamalar” kapsamında bir sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye göre,
    davacının tapunun 844 ada 11 parseldeki 1/2 hissesini davalıya devrettiği; taşınmazın söz konusu
    aboneliklere ilişkin olarak “borcu yoktur” yazısı alınmak sureti ile davalıya teslim edildiği dikkate
    alındığında; davanın 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı
    kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı
    yerinde çözümlenmesi gerekmektedir. Nitekim davacının kira yardımının eksik ödendiğine ilişkin
    farklı bir talebi de Erzurum 1. İdare Mahkemesinin ilamında karara bağlanmıştır. Uyuşmazlık
    Mahkemesinin kararı da bu yöndedir. Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın
    usulden reddine karar verilmesi gerekirken talebin haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilip kısmen
    kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hükmün bu nedenle kanun yararına bozulması
    gerekmiştir.
    (2709 S. K. m. 23, 125) (6100 S. K. m. 363) (2942 S. K. m. 27) (6306 S. K. m. 5, 8, Ek m. 1) (3194 S.
    K. m. 8) (2577 S. K. m. 2) (YİBK 08.03.1950 T. 1945/22 E. 1950/4 K.) (UYM. MAH. 25.09.2017 T.
    2017/479 E. 2017/532 K.)
    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01/06/2021 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil istenmesi
    üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/02/2022 günlü temyiz
    edilmeden kesinleşen hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 08/08/2022 gün ve
    39152028153.01-817-2022-E. 1952/22932 sayılı yazısı ile HMK’nın 363. maddesi gereğince kanun
    yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği
    düşünüldü:
    KARAR
    Davacı vekili, davacının Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesi 844 ada 11 parsel numaralı
    taşınmazın sahibi olduğunu, 06/02/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararım takiben Kentsel Dönüşüm ve
    Gelişim Projesi Kapsamında davacıya konutunu 30 gün içinde tahliye etmesi gerektiğine dair kararın
    tebliğ edildiğini, bahse konu taşınmazın davacıyla anlaşma sağlanmadan, herhangi bir kamulaştırma
    işlemi başlatılmadan ve en önemlisi tapuda devir işlemi yapılmadan 2017 yılında haksız olarak
    yıkıldığım, kira yardımlarının 2017’nin son aylarında yapıldığım, dolayısıyla yıkım kararı alındıktan ve
    yıkımın başladığı tarihten kira yardımı bağlanana kadar geçen sürede kira yardımı ödenmediği gibi
    davacının taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma hakkının elinden alındığını, bu durumun davacının
    mülkiyet hakkının gaspına yönelik yapılmış haksız bir durum olduğunu, davacının haksız bir şekilde
    evinin yıkıldığı tarihten kira yardımlarının başladığı tarihine kadar geçen süre boyunca taşınmaz

üzerinde tasarruf hakkı engellendiğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 10,00
TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir. 18/12/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle de 10,00 TL
üzerinden açmış oldukları davayı 2.130,00 TL yükselterek 2.140,00 TL olarak ıslah ettiğini beyan
etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, Bingöl Belediyesi Başkanlığı tarafından Bingöl ili, Merkez ilçesi,
Kültür Mahallesinde bulunan taşınmazların bir kısmının bu bölgede yürütülen Kentsel Dönüşüm
Projesi kapsamında acele kamulaştırılması İçişleri Bakanlığının 27.03.2012 tarihli ve 8436 sayılı yazısı
üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 16.04.2012
tarihinde kararlaştırıldığı, bu karar Resmi Gazetenin 04.05.2012 tarihinde yayınlandığını, dava konusu
yerin “riskli alan” olarak ilan edildiği, Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesi sınırları içerisinde
yer alan yaklaşık 15.1 hektarlık alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi
Hakkında Kanuna ek olarak getirilen 1’inci ek maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “riskli
alan” ilan edilmesi hakkındaki 06.02.2017 tarihli ve 2017/9851 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
17.03.2017 tarihli ve 30010 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, kararın akabinde
davalının hak sahipleri ile anlaşma yoluna gittiğini ve uzlaşma sağlanarak gerekli çalışmalara
başladığı, müvekkili kurum tarafından, Bakanlar Kurulu Kararının alınmasından sonra süreç
başlatılmış ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin Riskli Yapıların Yıktırılması üst
başlıklı 8. maddesi uyarınca mevzuat gereği hak sahiplerine tebligat gönderdiği, davalı tarafından
07/04/2017 tarihinde davacıya tebligat yapıldığı, tebligatlar yapıldıktan sonra hak sahiplerine tanınan
süre zarfında hak sahiplerinin konutlarını kanunen boşaltmak zorunda olduğu, hak sahiplerinin henüz
tapuda ferağ vermemiş olmalarının konutları boşaltmalarına engel bir durum olmadığını,
gerçekleştirilen bu işlem usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının kentsel dönüşüm kapsamında kalan
konutların yıkılması işini ihale ettiğini ve ihale neticesinde 12/06/2017 tarihinde konutların yıkılmak
üzere yüklenici firmaya teslim edildiğini, dolayısı ile konutların yıkılmaya başlandığı tarih tutanak ve
sözleşme örneklerinden de anlaşılacağı üzere 12/06/2017 olduğunu, bu tarihe kadar davalının tamamen
16/05/2012 tarih ve 6306 sayılı Yasanın ilgili hükümlerine göre hareket ettiğini ve yine ilgili Kanunun
tahliye ve yıktırma üst başlıklı 5. maddesi uyarınca sürecin devam ettiğini belirterek açılan davanın
reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep
etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür Mahallesinde
kain 844 ada 11 parsel numaralı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırmasız olarak el atılmış
olması nedeniyle, paydaşların tapudaki hissesine düşecek şekilde; davacı yönünden 1.070,00 TL haksız
işgal tazminatının (ecrimisil bedelinin) ait oldukları yıllara ilişkin dönem sonlarından itibaren işleyecek
yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine
kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 08.08.2022 tarihli, 39152028-153.01-817-2022-E.
1952/22932 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Sosyal devlet; bireylere asgari gelir güvencesi veren, onları toplumsal riskler karşı koruyan, sosyal
güvenlik olanağı sağlayan ve vatandaşların tümüne eğitim, sağlık, barınma gibi hizmetleri sunan bir
anlayışı ifade etmektedir. Anayasanın 23. maddesinde de devlet, sosyal ve ekonomik gelişmeyi
sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmekle görevlendirilmiştir. Bu doğrultuda,
devletçe kentsel dönüşüm bakımından atılan en kapsamlı ve önemli adım 6306 sayılı Afet Riski
Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’dur. 6306 sayılı Kanunun amacı, tasarı metninde
de ifade edildiği üzere, afetler karşısında riskli bulunan alanların veya riskli yapıların öncelikle
malikleriyle anlaşarak yıktırılması veya riskli alanların dönüştürülmesinde ve yeniden yerleşim
temininde gönüllülük esasına dayanarak dönüşümün sağlanmasıdır.
Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmeti yürütümü sırasında, kamu gücünü kullanarak
tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler idari işlem olarak tanımlanmaktadır.
Bu tanıma göre, idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesi uyarınca tek yanlı irade

açıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları, kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri,
bu projeler uyarınca tesis edilen imar uygulamaları, konut tahsisi ve satışı, kamulaştırma, arsa payı
tahsisi gibi işlemler “idari işlem” niteliğini taşımaktadır.
İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve
projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması,
işletilmesi, bakım ve onarımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların
görüm ve çözümünde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından
açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerleri görevli
bulunmaktadır.
Anayasanın 125’inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2’nci
maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal
edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı vekili tarafından davacının taşınmazının,
kentsel yenileme ve gecekondu dönüşüm projesi alanında kaldığı, idarece taşınmaz üzerinde bulunan
meskene ilişkin eksik kira yardımının ödendiği iddia edilerek alacak davası açıldığı; davanın, 6306
sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca
çözümlenmesi gerektiği görülmüştür.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun “Tahliye ve Yıktırma”
başlıklı 5’inci maddesinde riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli
alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna
gidilmesinin esas olduğu, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet
etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı
yapılabileceği düzenlenmiş olup dava konusu yerin 17.03.2017 tarih ve 30010 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan 2017/9851 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla riskli alan olarak ilan edildiği ve bu karara
karşı davada açılmamasıyla durumun kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ecrimisil; diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten
isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; “fuzuli
işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği,
niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi
gerekeceği” vurgulanmıştır. Buna göre ecrimisil istemlerinde işgalin, haksız eylem niteliğinde olduğu
ve tazminat istemleri için işgalin haklı bir nedene dayanmaması gerektiği dikkate alınmalıdır.
(YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Her ne kadar davacı tarafından ecrimisil talebiyle dava açılmış ve mahkemece de talebin kısmen
kabulüne karar verilmişse de davalı idarece 6306 sayılı Kanun kapsamında işlem yapıldığından haksız
el atmanın varlığını kabul etmek mümkün değildir. Davacının talebi, 6306 sayılı Kanunun 5.
maddesinde düzenlenen kira yardımının eksik yapılması sebebiyle doğan alacaktır.
Davacı ile davalı arasında 04.04.2017 ve 21.02.2020 tarihlerinde “Bingöl ili, Merkez ilçesi, Kültür
Mahallesi Riskli Alanı İçerisinde Yapılan Uygulamalar” kapsamında bir sözleşme imzalandığı, bu
sözleşmeye göre, davacının tapunun 844 ada 11 parseldeki 1/2 hissesini davalıya devrettiği; taşınmazın
söz konusu aboneliklere ilişkin olarak “borcu yoktur” yazısı alınmak sureti ile davalıya teslim edildiği
dikkate alındığında; davanın 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem ve
işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları
kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir. Nitekim davacının kira yardımının eksik
ödendiğine ilişkin farklı bir talebi de Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 19.03.2021 tarihli, 2020/987
Esas, 2021/461 Karar sayılı ilamında karara bağlanmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.09.2017
tarihli, 2017/479-532 E. K. sayılı kararı da bu yöndedir.

Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi
gerekirken talebin haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilip kısmen kabulüne karar verilmesi doğru
görülmemiştir. Hükmün bu nedenle kanun yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 08.08.2022
tarihli, 39152028-153.01-817-2022-E. 1952/22932 sayılı kanun yararına temyiz başvurusunun kabulü
ile, HMK’nın 363. maddesi gereğince hükmün, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile KANUN
YARARINA BOZULMASINA, aynı Yasanın 363/son. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi
Gazetede yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için YARGITAY CUMHURİYET
BAŞSAVCILIĞINA VERİLMESİNE, 20.10.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.

Paylaş

Son Yazılar

Bize Mesaj Gönderin

Scroll to Top
Whatsapp Destek
Merhaba Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba
Nasıl yardımcı olabiliriz?