T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/6726
Karar No: 2022/7159
Karar Tarihi: 19.09.2022
BOŞANMA DAVASI – DAVACI KADININ MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİNİN REDDİNE KARAR VERMEK GEREKİRKEN HATALI KUSUR BELİRLEMESİNİN SONUCU OLARAK DAVACI KADIN LEHİNE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda
eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata karar verilmez. Davacı kadın yararına Türk Medeni
Kanunu’nun 174/2 nci madde koşulları oluşmamıştır. O halde, davacı kadının manevi tazminat
isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak davacı kadın
lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
(4721 S. K. m. 166, 174)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince
verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak
okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin
takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı kadın tarafından TMK 166/1 maddesine dayalı olarak açılan boşanma davası ilk derece
mahkemesince reddedilmiş, davacı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge
adliye mahkemesince, davacı kadının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının
kaldırılmasına, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek ağır, davacı kadın hafif kusurlu kabul
edilerek davacı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine,
davacı kadının nafaka taleplerinin reddine, davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmiş,
hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yatağını ayırma ve cinsel münasebetin gerçekleşmesi konusunda yeterli
çabayı göstermeme vakıaları davalı erkeğe kusur olarak yüklenilmişse de; yapılan yargılama ve
toplanan delillerden bu kusurlu davranışların ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Usulüne uygun şekilde
ispatlanmayan vakıalar taraflara kusur olarak yüklenilemez. Bu durumda bölge adliye mahkemesince
kabul edilen ve davacı kadın tarafından da temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlar karşısında tarafların
boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden
davalı erkeğin ağır, davacı kadının hafif kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı
gerektirmiştir.
3- Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur.
Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata karar verilmez. Davacı
kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 nci madde koşulları oluşmamıştır. O halde, davacı
kadının manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu
olarak yazılı şekilde davacı kadın lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı
gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen
sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise
yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana
iadesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar
verildi. 19.09.2022
