T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/7225
Karar No: 2022/8374
Karar Tarihi: 28.06.2022
TAZMİNAT DAVASI – TESPİT EDİLEN HASAR VE DEĞER KAYBININ TAMAMINDAN DAVALI İŞÇİNİN SORUMLU OLDUĞUNA HÜKMEDİLMİŞ İSE KUSURA İLİŞKİN TRAFİK BİLİRKİŞİSİNDEN ALINAN RAPORUN HÜKÜM KURMAYA YETERLİ OLMADIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Somut uyuşmazlıkta; davacı işveren davalı işçinin kendisine ait araçla yapmış olduğu trafik
kazasından kaynaklanan hasar ve değer kaybının tahsilini talep etmiş, davalı işçi ise meydana gelen
zarardan sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Mahkemece trafik bilirkişisinden alınan raporda;
davalı işçinin kullandığı aracın çöp kamyonu olmasından kaynaklı teknik özellikli bir araç olması
nedeniyle hızını bu özellikli araca ve yol durumuna göre ayarlaması gerekirken 2918 Sayılı Kanunun
- maddesi (b) fıkrasını ihlal ettiğinden bahisle %100 asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkemece tespit edilen hasar ve değer kaybının tamamından trafik bilirkişi raporu doğrultusunda
davalı işçinin sorumlu olduğuna hükmedilmiş ise de kusura ilişkin trafik bilirkişisinden alınan raporun
hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira taraflar arasındaki iç ilişki yönünden iş sağlığı
ve güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından 6331 Sayılı Kanun hükümleri gözetilerek dosyadaki deliller
irdelenip değerlendirilmeksizin davalının kusur durumu belirlenmiştir. Kanun hükümleri bir arada
değerlendirilerek işçinin kaza sebebiyle iş sözleşmesini ihlal edip etmediği, hangi ölçüde ihlal ettiği,
kusur durumu ve kusur oranı bağlamında bir değerlendirilme yapılmamış olması hatalıdır. Mahkemece
taraflar arasındaki iç ilişki yönünden bir iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor alındıktan
sonra dosyadaki tüm delillerle birlikte değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir. Yetersiz bilirkişi
raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle taleplerin kısmen kabulüne karar
verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
(2918 S. K. m. 52) (6098 S. K. m. 396, 400) (6331 S. K. m. 4)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen
incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu
anlaşılmış ve duruşma için 28.06.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak
hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hâkimi
tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; davalının sevk ve idaresindeki çöp kamyonuyla kaza yaptığını, aracın davacı Belediyeye
ait çöp kamyonu olduğunu, Belediyeye ait makina araç parkı girişinde davalı tarafından çam ağacına
çarpmak suretiyle kaza meydana geldiğini, kaza sonrası soruşturma yapıldığını, kazanın aracın
direksiyonunun virajda fazla sola kırıldığı için meydana geldiğini, kaza neticesinde araçta ciddi maddi
hasar oluştuğunu, davalının Belediye görevlilerine aracı tamir ettirip masrafı kendisinin karşılayacağını
beyan ettiğini, müvekkilinin zararın giderilmesini beklediğini, kaza sebebiyle araçta ciddi miktarda
değer kaybı olduğunu, hasar bedelinin ve araç değer kaybının kaza tarihi olan 05.09.2014 tarihinden
işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı asıl; görevli Mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, davacı Belediyenin taşeronu olan dava dışı
… Şirketinde çalıştığını, davacı Belediye tarafından kaza yapılan aracın sigortasının yaptırılmadığını,
kazaya konu aracın davacının uhdesinde bulunduğunu, bu sebeple zarara ilişkin taleplerden kendisinin
sorumlu olmadığını, olay günü verilen talimat gereği ekip olarak çalıştığı ve araçta bulunması gereken
arkadaşlarının başka bir yerde görevlendirildiğini, oluşan kazada frene basmasına rağmen aracın
durmayarak çarptığını, kaza sebebiyle kendisinin kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddini
savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakmakla iş mahkemesinin görevli bulunduğundan
bahisle verilen görevsizlik kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 19.01.2017 tarihli 2016/19574 Esas, 2017/307 Karar sayılı ilâmı ile
görevsizlik kararının onanmasına hükmedilmiştir. Onama kararının kesinleşmesi üzerine görevli
Marmaris İş Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve bilirkişi
raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının
aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) İş sözleşmesinin tarafı olan işçi, işi özenle ifa borcu altındadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar
Kanunu’nun (6098 Sayılı Kanun) 396. maddesinde, işçinin yüklendiği işi özenle yapmak zorunda
olduğu ifade edilmiş ise de, gösterilmesi gereken özenin derecesi ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer
verilmemiştir.
6098 Sayılı Kanun’un 400. maddesine göre; “İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan
sorumludur.
Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip
gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz
önünde tutulur.”
Maddenin gerekçesi ise şöyledir; “Maddenin ikinci fıkrasında ise, işçinin sorumluluğunun
belirlenmesinde göz önünde tutulabilecek ölçütler yer almıştır. Bu ölçütler, işin tehlikeli olup
olmaması, işin uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmemesi, işçinin bilinen veya bilinmesi gereken
yetenek ve nitelikleridir. İşçinin sorumlu olup olmadığının belirlenmesinde, bu ölçütlerden
yararlanılacaktır.”
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun (6331 Sayılı Kanun) genel gerekçesinde,
işyerlerindeki çalışma şartlarının çalışanlar üzerindeki sağlık ve güvenlikle ilgili olumsuz etkilerini en
aza indirecek şekilde işyerinin tasarımı, iş ekipmanları, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçimi gibi
hususlara özen gösterilerek işin çalışanlara uyumlu hale getirilmesi, teknik gelişmelere uyum
sağlanması, tehlikeli olanların, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanlarla değiştirilmesi, teknolojinin, iş
organizasyonunun, çalışma şartlarının, sosyal ilişkilerin ve çalışma ortamı ile ilgili diğer faktörlerin
etkilerini kapsayan genel bir önleme politikasının geliştirilmesi, toplu korunma önlemlerine, kişisel
korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi, çalışanlara uygun talimatların verilmesi gibi genel
prensipler esas alınarak Kanun’un hazırlandığı ifade edilmiştir.
6331 Sayılı Kanun’un 4. maddesinde, işverenin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla
yükümlü olduğu ve bu çerçevede mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü
tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik
tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar
yapacağı belirtilmiştir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 Sayılı Kanun) 52. maddesi şöyledir;
“Sürücüler:
a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda
ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım
ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak,
b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun
gerektirdiği şartlara uydurmak,
c) Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir
mesafe bırakmak,
d) Kol ve grup halinde araç kullananlar, araçları arasında yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak
diğer araçların güvenle girebilecekleri açıklıklar bulundurmak,
Zorundadırlar.”
Somut uyuşmazlıkta; davacı işveren davalı işçinin kendisine ait araçla yapmış olduğu trafik kazasından
kaynaklanan hasar ve değer kaybının tahsilini talep etmiş, davalı işçi ise meydana gelen zarardan
sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Mahkemece trafik bilirkişisinden alınan raporda; davalı
işçinin kullandığı aracın çöp kamyonu olmasından kaynaklı teknik özellikli bir araç olması nedeniyle
hızını bu özellikli araca ve yol durumuna göre ayarlaması gerekirken 2918 Sayılı Kanunun 52. maddesi
(b) fıkrasını ihlal ettiğinden bahisle %100 asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkemece tespit
edilen hasar ve değer kaybının tamamından trafik bilirkişi raporu doğrultusunda davalı işçinin sorumlu
olduğuna hükmedilmiş ise de kusura ilişkin trafik bilirkişisinden alınan raporun hüküm kurmaya
yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira taraflar arasındaki iç ilişki yönünden iş sağlığı ve güvenliği
uzmanı bilirkişi tarafından 6331 Sayılı Kanun hükümleri gözetilerek dosyadaki deliller irdelenip
değerlendirilmeksizin davalının kusur durumu belirlenmiştir. Yukarıda yer verilen kanun hükümleri bir
arada değerlendirilerek işçinin kaza sebebiyle iş sözleşmesini ihlal edip etmediği, hangi ölçüde ihlal
ettiği, kusur durumu ve kusur oranı bağlamında bir değerlendirilme yapılmamış olması hatalıdır.
Mahkemece taraflar arasındaki iç ilişki yönünden bir iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor
alındıktan sonra dosyadaki tüm delillerle birlikte değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir. Yetersiz
bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle taleplerin kısmen
kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir
edilen 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının
istek halinde ilgiliye iadesine, 28.06.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
