T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/302
Karar No: 2022/4241
Karar Tarihi: 23.03.2022
RÜCUAN TAZMİNAT İSTEMİ – DAVA DOSYASI İÇERİĞİ DE GÖZETİLEREKVARSA ÇELİŞKİLER DE GİDERİLMEK SURETİYLE UZMAN OLAN BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN YENİDEN OLUŞAN UYGUN KUSUR RAPORU ALINMAK SURETİYLE KUSUR ORAN VE AİDİYETLERİ BELİRLENMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Dava dışı İnegöl … Mobilya Ltd.Şti.’de mobilya montaj işçisi olarak çalışan sigortalı, yine
anılan işveren şirkete ait ve şirket ortaklarından …’in sürücülüğünü yaptığı binek aracında aralarında
diğer davalı şirket ortağı … da dahil 6 kişi olduğu halde,bir mobilya fuarından dönerlerken tek taraflı
trafik kazası neticesinde arka koltukta 4 kişi halinde bulundukları belirtilen sigortalı … ile yine aynı
işyeri çalışanı…’un vefat ettiği trafik iş kazasına ilişkin olarak, aynı kazada vefat eden diğer sigortalı…
ile ilgili olarak Kurum tarafından davalılara karşı açılan ve … 13. İş Mahkemesinin E.2020/83 esasa
rücu dava dosyası içeriği de gözetilmek suretiyle varsa çelişkiler de giderilmek suretiyle uzman olan
bilirkişi heyetinden yeniden oluşan uygun kusur raporu alınmak suretiyle kusur oran ve aidiyetleri
belirlenmeli, bu belirleme yapılırken olayın oluş biçimi de gözetilip maddi olgu belirlenmek suretiyle
ve bu kapsamda dava dışı işverenliğin kusuru da irdelenmelidir. Davalı gerçek kişilerin işveren vekili
mi 3. kişi mi oldukları hususu belirlenmeli, anılan gerçek kişi davalıların temyizleri de gözetilmek
suretiyle 5510 sayılı Yasanın 21/1. ve 21/4. maddeleri kapsamında sorumlulukları belirlenmelidir.
(5510 S. K. m. 21) (6100 S. K. m. 353) (6331 S. K. m. 5, 19) (YHGK 08.11.2006 T. 2006/10-696 E.
2006/704 K.)
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı
davacı Kurum vekili ile davalılardan … vekili ile … Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna
başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince, istinaf istemlerinin esastan
reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum ve davalılardan … ve
… vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra
Tetkik Hakimi Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin
gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum vekili; kurum sigortalısı …’in İnegöl … Mobilya Tekstil İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne
ait… plaka sayılı aracın 25.01.2015 tarihinde sebebiyet verdiği trafik kazasında iş kazası sonucu vefat
ettiğini, kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü … ile sürücü yanında yolcu olarak oturan …’nın İnegöl
… Mob….Şti nin ortakları olduğunu, …plaka sayılı aracın kaza tarihinde davalı … tarafından mali
mesuliyet sigortalısı olduğunu, Kurum tarafından sigortalının hak sahiplerine peşin sermaye değerli
gelir bağlandığını, ödeme yapıldığını, toplam 183.057,43 TL. Kurum zararının oluştuğunu belirterek
şimdilik 10.000,00 TL Kurum zararının sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olacağı
gözetilmek suretiyle davalılardan kusurları nispetinde tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … ve … vekili; müvekkillerinin dava dışı İnegöl … Mob. Ltd. Şti.’nin ortakları olduğunu, bu
yönüyle de davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, kazanın meydana gelişinde
müvekkillerinin hiçbir kusur ve ihmali olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı … şirket vekili; yapılan ödemeler sebebiyle iş bu davaya konu kurum alacağından müvekkili
şirketin sorumlu olduğu tutarın bakiye poliçe limiti olan 139.285,15 TL. olduğunu, bu tutarı aşan bir
zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep
etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, “…Dava; 25.01.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat eden
kurum sigortalısı …’in haksahiplerine yapılan ödemeler nedeniyle oluşan kurum zararının tazmini
taleplidir.
Aynı kazada vefat eden…’un haksahiplerine bağlanan gelir ve diğer ödemelerden oluşan kurum
zararının tazmini için dosyamız davalıları aleyhine açılan rücu davasının 6. İş Mahkemesinin 2017/337
E. Sayılı dosyasında kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapıldığı, dosyanın halen derdest olduğu
Uyap ortamından celbedilen 6. İş Mahkemesi dosyası evraklarından anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından 25.01.2015 tarihinde dava dışı İnegöl … Mob….Ltd. Şti. ortağı … idaresindeki
işverene ait… plaka sayılı aracın … İstikametinden İnegöl İlçesi istikametine doğru seyir halinde iken …
… yolunun 32. km.sinde sürücünün direksiyon hakimiyetine kaybetmesi sonucu meydana gelen ölümlü
yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, kurum tarafından olayın iş kazası olarak nitelindirildiği,
davacı kurum tarafından iş davanın konusunu oluşturan kazada vefat eden …’in haksahiplerine
bağlanan aylıklardan oluşan kurum zararının kazada kusurlu olduklarından bahisle davalılardan rücuan
tahsilinin talep edildiği ,kurum tarafından sigortalı vefat eden …’in haksahibine 183.057,43 TL. tutarda
peşin değerli gelir bağlandığı sabittir.
Kazanın meydana gelişindeki kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesinde iş güvenliği uzmanlarından
oluşan bilirkişi heyetinden en son alınan 04.12.2018 tarihli raporda kazanın oluşunda İnegöl …
Mobilya Tekstil İnş. San. Ve Tic. Ltd.Şti. Ortağı ve kazaya sebep olan… plaka sayılı aracın sürücüsü
davalı …’in %80, yine aynı şirket ortağı davalı …’nın %10, kazazede işçinin %10 oranında kusurlu
olduğu bu bağlamda işveren yetkilileri olan davalı şahısların davaya konu kurum zararının meydana
gelişinde toplamda %90 kusurlu oldukları kabul edilmiş, kaza tarihi itibariyle …plaka sayılı aracın
kazalara karşı sigortalı olduğu davalı … şirketinin davaya konu kurum alacağından sorumluluğu sürücü
kusurundan sürücü ile birlikte poliçe limiti dahilinde müşterek müteselsil sorumlu olup, davalı …
şirketinin söz konusu kazaya karışan… plaka sayılı aracı sigorta etmesi sebebiyle kişi başına
Sakatlanma/ölüm teminatı olarak 290,000,00 TL nın belirlendiği, sigorta şirketi tarafından vefat eden
işçinin hak sahibi Merve Sevinç’e 150.714,85 TL. ödendiği, ödenen tutarın mahsubu ile bakiye
139.285,15 TL. Poliçe limitinin kaldığı anlaşılmıştır.
Bu haliyle kaza tarihi itibariyle davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur. 5510 sayılı Kanunun “İş Kazası Ve
Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin Ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21.
maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş
güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak
sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin
başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden
isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir denilmektedir. Anılan
madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu
sorumluluk “…sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…”
bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına
tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu
bulunmaktadır.
Bu itibarla kurum alacağının belirlenmesinde alınan hesap raporunda ; 5510 sayılı Yasa’nın 21.
maddesindeki maddi ve hukuki olgular doğrultusunda yapılan hesaplama sonucu kurumun sigortalının
haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler yönünden davalılardan talep edebileceği miktarın
164,751,69 TL. olacağı tespit edilmekle, sigorta şirketinin davalı sürücü …’in kusuru oranında ancak
poliçe limiti dahilinde (bakiye limit 139.285,15 TL.) kurum alacağından sorumlu olduğu belirlenmekle
fazla haklar saklı tutularak talep gibi davanın kabulüne..” gerekçesiyle,
“Davanın kabulü ile; 10.000,00 TL peşin sermaye değerinin 29/12/2015 tahsis onay tarihinden itibaren
yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta şirketinin sorumluluğu limitiyle
sınırlı olmak suretiyle) alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına” karar
verilmiştir.
Davacı Kurum vekili; sigortalıya verilen kusurun fazla olduğunu, işverenlerin %100 kusurlu olduğunu,
kurum alacağının bu kusur oranına göre hesap edilmesi gerektiğini belirterek,
Davalı … şirket vekili; … 6. İş Mahkemesinin 2017/337 esas sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile
bu dosyadaki kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin davalı …’nın
kusurundan sorumlu olmadığını, hesap raporunda PMF 1931 yaşam tablosu ve 5510 sy 21/4. maddesi
uygulanarak hesaplamanın yapılması gerektiğini belirterek,
Davalı … vekili; kaza tarihinde müvekkilinin şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, kazadan sonra
müdürlük ve ortaklıktan ayrıldığını, davanın müvekkili yönünden pasif husumetten reddi gerektiğini,
kusur raporunun iş güvenliği mevzuatına göre değil karayolları trafik kanuna göre belirlendiğini,
rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, 5510 sy 21/4. maddesi uygulanarak hesaplamanın yapılması
gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bölge Adliye Mahkemesince, … 1. İş Mahkemesi’nin 28/01/2020 tarihli, 2018/301 Esas-2020/16 Karar
sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı Kurum vekili, davalı … vekili
ve davalı … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan
reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı kurum vekili özetle, sigortalıya verilen kusur oranının hatalı olup, davanın %100 kusur
üzerinden kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili özetle; kaza tarihinde müvekkillerinin şirketin ortağı ve müdürü oldukları,
işveren olmadıkları, davanın müvekkili yönünden pasif husumetten reddi gerektiğini, kusur raporunun
iş güvenliği mevzuatına göre değil karayolları trafik kanuna göre belirlendiğini, rapora itirazlarının
değerlendirilmediğini, 5510 sy 21/4. maddesi uygulanarak hesaplamanın yapılması gerektiği,
davalıların sorumluluklarının müteselsilen olamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Davacı Kurum, 25.01.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak
sahiplerine bağlanan gelir ve hastane masrafları nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki
davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21.maddesidir.
5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü
Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya
sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana
gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması
gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı
veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene
ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak
kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki
tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda
uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış
ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil
oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da
gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri
konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda;
İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç
ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü
önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup
uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler,
yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini
vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak
korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve
teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından
alınmasını zorunlu kılmaktadır;
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi
sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en
üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler
nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun
işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır.
Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel
sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704
sayılı kararı).
6331 sayılı Kanunun “Risklerden korunma ilkeleri” başlıklı 5. maddesinde, İşverenin
yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; “a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan
riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi
için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen
göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini
önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı,
tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları,
sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme
politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik
vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği
belirtilirken,
Anılan Kanunun “Çalışanların yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde, “Çalışanların, iş sağlığı ve
güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve
hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye
düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar
doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer
üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak
kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu
donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda
sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir
eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili
makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda,
işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin
sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak” yükümlülüğü bulunduğu
belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya
sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana
gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması
gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı
veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene
ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle
gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile
bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü
kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın
özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için
koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı
olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Eldeki davada ise, dava dışı İnegöl … Mobilya Ltd.Şti.’de mobilya montaj işçisi olarak çalışan
sigortalı, yine anılan işveren şirkete ait ve şirket ortaklarından …’in sürücülüğünü yaptığı binek
aracında aralarında diğer davalı şirket ortağı … da dahil 6 kişi olduğu halde,bir mobilya fuarından
dönerlerken tek taraflı trafik kazası neticesinde arka koltukta 4 kişi halinde bulundukları belirtilen
sigortalı … ile yine aynı işyeri çalışanı…’un vefat ettiği trafik iş kazasına ilişkin olarak, aynı kazada
vefat eden diğer sigortalı… ile ilgili olarak Kurum tarafından davalılara karşı açılan ve … 13. İş
Mahkemesinin E.2020/83 esasa rücu dava dosyası içeriği de gözetilmek suretiyle varsa çelişkiler de
giderilmek suretiyle uzman olan bilirkişi heyetinden yeniden oluşan uygun kusur raporu alınmak
suretiyle kusur oran ve aidiyetleri belirlenmeli, bu belirleme yapılırken olayın oluş biçimi de gözetilip
maddi olgu belirlenmek suretiyle ve bu kapsamda dava dışı işverenliğin kusuru da irdelenmelidir.
2-Davalı gerçek kişilerin işveren vekili mi 3. kişi mi oldukları hususu belirlenmeli, anılan gerçek kişi
davalıların temyizleri de gözetilmek suretiyle 5510 sayılı Yasanın 21/1. ve 21/4. maddeleri kapsamında
sorumlulukları belirlenmelidir.
3-Kabule göre de; davacı Kurumun dava dilekçesinde alacağın, tahsilinde davalıların kusurları
nispetinde tahsilini talep ettiği ve teselsüle dayanmadığı anlaşıldığından, Mahkemece talep aşılmak
suretiyle teselsüle dayalı hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
O hâlde, davacı Kurum vekili ile davalılardan … ve … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları
kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının reddine
ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği
kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle
BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren
İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine, 23.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
