Adres

Abdurrahmangazi Mah. Bennur Sok. No:3/1 Sancaktepe İstanbul

Telefon

+90 (216) 380 51 09
Çalışma Saatleri H.İçi 09.00-18.00

E-Posta

info@sancaktepeavukat.com.tr
info@selverakkoyunkorkmaz.av.tr

             T.C.

          YARGITAY

  • 8. Hukuk Dairesi
    Esas No: 2014/4341
    Karar No: 2014/11910
    Karar Tarihi: 10.06.2014

  • MAL PAYLAŞIMI DAVASI – EVLİLİK BİRLİĞİ SIRASINDA EDİNİLDİĞİ İDDİA EDİLEN MALLARDAN HANGİLERİNİN YANLAR ARASINDA EDİNİLMİŞ
    MALLARA KATILMA REJİMİNİN GEÇERLİ OLDUĞU – DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞININ BELİRLENMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

    ÖZET: Mahkemece özellikle dava dilekçesinde dava konusu yapılan ve evlilik birliği sırasında
    edinildiği iddia edilen mallardan hangilerinin yanlar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin
    geçerli olduğu dönemde edinildiklerinin araştırılması, tereddüt halinde dava dilekçesinin davaya konu
    malların ve değerlerinin davacı tarafa açıklattırılması, tarafların bu konudaki tüm delillerinin
    kapsamlıca toplanması, bundan sonra eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar
    da dahil olmak üzere edinilmiş malın toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra
    kalan artık değerin yarısı üzerinden tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının
    hesaplanması, eşlerden biri, ötekine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya
    da uygunu bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer
    artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir.
    (4721 S. K. m. 219, 225, 227, 229, 230, 231, 236) (4787 S. K. m. 4)
    Dava: H. K. ile A. K. aralarındaki boşanmadan sonra açılan mal paylaşımı davasının reddine dair
    Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 06.09.2011 gün ve 532/658 sayılı hükmün
    Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği
    düşünüldü:
    Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin
    mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesini, vekil edeninin evlilik sırasındaki kişisel kazanımları ve
    paylaşım dışında kalan tüm mal varlığının değerlerinin korunması ve tarafların dosya içerisinde
    mevcut dilekçelerinde belirtilen mallara ait pasif değerler düşüldükten sonra 1/2’şer oranında
    paylaştırılması suretiyle mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı yan, taraflar arasında 2005 yılında Noterlikte mal ayrılığı sözleşmesi düzenlendiğini, hukuki
    dayanaktan yoksun olan iş bu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, …taraflar arasında Ankara 35. Noterliği’nin 28.11.2005 tarih ve 27990 yevmiye numaralı
    mal ayrılığı sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmenin hata hile sebebiyle iptali için açılan davanın
    red edildiğini ve red kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, bu durumda, davacının
    davasını ispat edemediği… gerekçeleriyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm,
    süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı sebeplerle bozma istekli olarak temyiz
    edilmiştir.
    Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve ekteki öteki dosyaların incelenmesinden; davanın tarafları
    06.07.2002 tarihinde resmi memur önünde evlenmişlerdir. 10.03.2010 tarihinde açılan boşanma davası
    kabulle neticelenmiş ve 24.05.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Eşler arasında boşanma davasının açıldığı
    tarihte TMK’nun 225/son maddesi uyarınca mal rejimi sona ermiştir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin
    Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanun’un 4. maddesi: 4721 sayılı Türk Medeni
    Kanunu’nun 2. kitabından 3. kısım hariç olmak üzere (TMK’nun 118 ila 395 maddeleri) kaynaklanan
    tüm davalara aile mahkemesi’nce bakılacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, davada ileri sürülen istek

    bakımından 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanun’un 

  1. maddesi uyarınca iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bilindiği üzere,
    görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece, yargılamanın her aşamasında res’en dikkate alınması
    zorunludur. Ne var ki, yerel mahkemece, davaya, özellikle tensip zaptı ve oturum tutanaklarında yazılı
    başlıklar nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp görülmüş ise de, Gölbaşı/Ankara Asliye
    Hukuk Mahkemesi’nin aile mahkemesi sıfatıyla 2010/178 Esasta kayıtlı davanın tarafları arasındaki
    boşanma davasının 08.06.2010 tarihli oturumunda tefrik kararı verilerek temyize konu iş bu dosyanın
    yukarıda yazılı esasa kaydedildiği ve davanın taraflarınca verilen bir kısım dilekçelerin aile mahkemesi
    sıfatıyla mahkemeye sunulduğu dikkate alındığında iş bu davaya mahkemenin aile mahkemesi sıfatıyla
    baktığı kabul edilerek bu konu bozma sebebi yapılmamıştır.
    Öte yandan, taraflar arasındaki Ankara 35. Noterliği’nde düzenlenen 28.11.2005 tarih ve 27990
    yevmiye numaralı mal ayrılığı sözleşmesinin hata hile sebebiyle iptal için açılan davanın
    kanıtlanamadığından reddine karar verildiği ve temyiz edilmekle onanarak kesinleştiği dosya ekindeki
    incelenen dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ayrıca, noterlikte düzenlenen sözleşmesi nedeniyle, karşı
    taraf, Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet edilmiş ise de, takipsizlik kararı verildiği ve itiraz edilmekle
    Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nce itirazın reddedildiği görülmüştür. Açıklanan olgular tarafların ve
    mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, 06.07.2002 tarihinde evlenen davanın taraflarının
    Noterlikte düzenlenen 28.11.2005 tarih ve 27990 yevmiye numaralı mal ayrılığı sözleşmesinin dikkate
    alınarak öncesi ve sonrası için ihtilafın çözümlenmesi gerekmektedir.
    Hemen belirtmek gerekir ki, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
    Hakkındaki Kanun’un 10/1 maddesi: Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce
    evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabii oldukları mal rejimi aynen devam eder. Eşler,
    Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimini seçmedikleri takdirde bu
    tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Yasa’nın emredici bu hükmü uyarınca
    ve aynı Kanun’un 10/3. maddesi ise; şu kadar ki, eşler, yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde mal
    rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimini evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler
    düzenlemede yapılmıştır. Söz konusu bu düzenlemeler ortaklaşa değerlendirildiğinde: eşlerin geçmişe
    etkili olarak sadece yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçebilecekleri açıktır. Eş
    anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Kanunun tanıdığı
    başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden
    birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemezler ve belirleyemezler. Dolayısıyla,
    böyle bir belirleme yok hükmünde olup kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi
    kurallarına dayanılarak aşılamaz.
    Mal ayrılığı sözleşmesi tarihinden boşanma tarihine kadar yukarıda kapsamlıca açıklanan kesinleşmiş
    mahkeme kararı gereğince taraflar arasında ki mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu yönündeki
    mahkemenin kabulü isabetlidir.
    Ancak, dava konusu yukarıda tarih ve yevmiye numarası yazılı mal ayrılığı sözleşmesi tanzim
    tarihinden geçerli olmak üzere hüküm doğuracağı fakat yukarıdaki açıklamalar gereğince geçmişe
    etkili olamayacağı dikkate alınarak 06.07.2002 tarihinden sözleşmenin imzalandığı tarihe kadar
    davanın tarafları arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu tartışmasızdır.
    Hal böyle olunca, mahkemece özellikle dava dilekçesinde dava konusu yapılan ve evlilik birliği
    sırasında edinildiği iddia edilen mallardan hangilerinin yanlar arasında edinilmiş mallara katılma
    rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiklerinin araştırılması, tereddüt halinde dava dilekçesinin
    davaya konu malların ve değerlerinin davacı tarafa açıklattırılması, tarafların bu konudaki tüm
    delillerinin kapsamlıca toplanması, bundan sonra eklenecek değerlerden (TMK’nun 229) ve
    denkleştirmeden (TMK’nun 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK’nun
    219) toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK’nun 231)
    yarısı üzerinden (TMK’nun 236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının
    hesaplanması, TMK’nun 227. maddesi hükmü uyarınca eşlerden biri, ötekine ait malın edinilmesine,
    iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygunu bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise
    Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /3
    tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının
    belirlenmesi gerekirken açıklanan bu konulara uygun olmayacak biçimde ve yazılı olduğu üzere
    davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
    Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu sebeplerle yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme
    hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi
    uyarınca BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun
    388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden
    itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin
    harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi
  2.  

Paylaş

Son Yazılar

Bize Mesaj Gönderin

Scroll to Top
Whatsapp Destek
Merhaba Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba
Nasıl yardımcı olabiliriz?